Halis YILDIZ

 

 

Eskiden ‘’DÜŞEŞ’’ gibi adamlar vardı bu ülkede, özellikle de bizim Elazığ’da!

Yine abartmış demeyin sevgili okuyucular; Öyle ‘’LOKKOLAR ‘’vardı ki bu şehirde  ‘’DÜŞEŞ’’ bile utanırdı onlardan. Çünkü onlar dümdüzselvi gibi adamlardılar.

Oturup kalkmasını da bilirlerdi onlar, hangi cemaatte ne konuşması gerektiğini de…

Tam onlarla tanışma fırsatı yakalamışken, yani çocukluktan gençliğe doğru adım atmışken bir baktım   yavaş yavaş ayrılıyorlar aramızdan, birer birer çaktırmadan kaybolup gidiyorlar.

Demek ki hayat böyle deyip rahmet çıkartmaktan başka birşey yapmadan durup izledim sadece.

Tıpkı sizlerin izlediği gibi!…

Lakin onların bir binanın köşe taşı olduğunu idrak edebiliyordum.

Köşe taşının olmadan binaların yapılmayacağını da.

Onlardan sonra ‘’DÜBEŞ’’gibi adamlarla epey bir idare ettik, Göz açıp kapayıncaya kadar…

Onlarda iyi adamlardı.Düşeş gibi olmasalar bile en az onlara yakın olmak için mücadele ediyorlardı.

Rabbim onlardan da razı ve hoşnut olsun.

İyi, hoş, güzel insanlardı.

Kefinleri nur dolu olsun.

Herşey iyi hoştu da çatal yürekli olmadıkları için dayanamadılar mı yoksa yaşanacakları tahmin ettikleri için midir bilmem onlarda çekip gittiler.

Varsın gitsinler dedik ardlarından.

Dünyanın kanunudur,

Her canlı ölümü tadacaktır.

Yapacak birşey yok.

 Ölüm Hak miras helal diyerek…

Nasıl olsa ‘’DÖRTCAR’’ gibi heriflerimiz var. Düşeş ile dübeşçiler giderse yerlerini onlar doldurur  bir müddette onlarla idare ederik dedik.  Dedik  ama orta bociklerden kimseye fayda gelmeyeceğini düşünemedik.

Neyse başınızı fazla ağırtmamak adına kısa keseyim. İnsan dediğin topluma faydası varsa insandır.

Toplumun dertleriyle kendini yoruyor ve toplum için bir şeyler yapmaya çalışıyorsa insandır.

Öyle durduk yere bende insanım deyip harman makinası gibi savurmakla olmuyor insanlık

Kendi kendini meth etmekle de!…

‘’DÖRTCAR’’gibi olanlara rahmet çıkartmayacağım. Lütfen bana bundan dolayı kızmayın.

Çünkü onlar ne ağlamayı bildiler bu ülkede ne gülmeyi nede güldürmeyi kendilerinden sonra gelecek nesli!

Beyhude yaşayıp gittiler bence.

Şimdi kemerleri bağlayıp burasını çok iyi okuyun dostlar. Bahsettiğim bu üç nesil hıran kaşan birşekilde bu ülkede birşeylerin oluşmasında vesile oldular.

Onlardan sonra ‘’DÜSECİLER’’çıktı piyasaya.

Onlar düşeşcilerin yarısı gibiydiler. Azda olsa çok da olsa 12 imamların kantarına bağlı kalmaya dikkat ederlerdi. Kalkıp desem ki çok iyiydiler Türk milletini Yezit belasından kurtardılar yalan olur.

Ama matem tutmanın yalavuz açlıktan ibaret olmadığını bilirlerdi. Eşrefi mahluktular…

Kefinleri nur dolu olsun. Hızır yoldaşları olsun.

Onları da yitirdikten sonra bu sefer piyasaya ‘’DUBARACILAR’’ çıktılar.

Hep yek kadar değeri olmayanlar yani!

Adamlar dubaracımubaracıydılar ama günümüz ‘’KELAYAZLARINDAN’’yüzbin kat iyiydiler.

Bir müddet onlarla da geçirdik zaman .

Çekelim derdi sineye busene gülmedik belki seneye türküsünü söyleyerek.

Neyse ki onlarda miyadını doldurup vakit geldiğinde gittiler.

Hani bir söz vardı ya ‘’AZA KANAAT ETMEYEN ÇOĞU BULAMAZ’’diye.

Her gelen gittikçe gelen gideni aratıyor oluyordu bu ülkede.

Birşeyler ters gidiyordu ama birtürlü çözemiyordum.

Daha doğrusu çözmeye çalışmıyordum.

Çünkü gidenler ayrıldıkça aramızdan ortaya basireti bağlanmış insanlar çıkıyordu.

Kim ne yaparsa yapsın milletimiz kendini kurtarma telaşı içinde hareket ediyor bana değmeyen yılan bin yaşasın diyordu.

Bu durum normal bir durum değildi lakin yukarıda dediğim gibi birçok insanın basireti bağlandığı için kimsenin gıkı çıkmıyordu.

‘’HEPYEK’’domino oynayanlar iyi bilirler ‘’HEPYEK’’ o oyunda sürekli baş belasıdır. Çoğukez insanın elinde kalır.

Toplumda da aynen öyle oldu mübarek

Elimizde kaldılar

Tıpkı ‘’KELAYAZLAR ‘’gibi.

İkisinin de bir değeri yoktu ama nasıl olduysa sermaye bunlara geçti.

Sermaye ellerine geçtikçe de azda olsa ayakta durmaya çalışan düşeş, dübeş ,dörtcar ve düsecileri  üzmeye başladılar. Bulundukları her ortamda bu ağabeylere paralarının gölgesine sığınarak gıcık verdiler. Yanlızgıcık mı?Neler var neler…

Yazmak lazım ama sayfalar yetmez.

Sadece şunu diyeyim Arif olanlar anlar.

Karun gibi gördüler kendilerini.

Kul hakkına tecavüz ederek Ölümü unuttular.

Gelsin dolar gitsin iman dediler.

Bunların takdir ettiğim en güzel yönleri karda yürüyüp izlerini belli etmemeleridir birde dindar görünüp gerçek dindarları çok güzel aldatmalarıdır.

Başka da hiçbir yönlerini beğenmem ve bu tiplere selam bile vermek istemem ben.

Selam Allah’ın selamı demeyin dostlar. İnsan olan bu tipleri gördüğünde huya cine gelir

Üzülür kahrolur.

Onun içinde değil selam vermek, gezdikleri caddelere bile girmek istemiyor bunları anlayan.

Şimdilik devran onların sürsünler bakalım hayasız hayatlarını. Utanma nedir bilemeyen yüzleriyle.

Ancak söyleyin şunu unutmasınlar. Kelayaz gibi ortada kaldıkları gün kimse rahmet çıkartmayacak ruhlarına. Daha çok türkü okuyacaklar, onlar yüzünden hergece kuytularda ağlayan baboşlar …

Saygı ve sevgilerimle düşeş gibi adamlardan olmanızı ümit ediyorum.

 

VURUN LAN VURUN!

Vurun sizden olmayanı.

Kürdü vurun, Türküm diyeni vurun.

Vurun Alevi’yi ,

Sünni’yi vurun.

Ayırın insanlığı fırka fırka,

Sizin gibi düşünmeyeni vurun.

Irkına bakın Allah’ın yarattığının,

Rengine bakın.

Diline bakın,

Dinine bakın.

Tipi yatmadıysa aklınıza vurun.

Takmayın hiçbir şeyi

Ne kanunun nizamları nede Allah’ın adaletini takın.

Sadece öldürün, yok edin gitsin…

Fransız kalmayın,

Vurun Fransız kurşununa siper olanları.

Vurun gitsin gün Namus günüdür diyenleri.

Madımakta yatanları da vurun

Estergon kalesine bayrak dikenleri de…

Bilim ve fenle uğraşanları da vurun.

Vurunda ister donuz bağıyla vurun

İsterse kuyularda yakarak vurun.

Nerden çıktı demeyin

Ferman padişahındır, önünüze kim çıkarsa vurun.

Dadaloğlu’da çıksa önünüze vurun,

Avşar kızı da çıksa vurun.

Ahmet Ariftir bu demeyin,

Pir sultan

Ve hacı Bektaşi veli de…

Karnında çocuğu var kıymayalım demeyesiniz

Bu küçüktür

Buda yaşlıdır da…

Perçemi mavi boncukluları da vurun.

Kadrinizi bilmeyeni de.

Yanan cigaranın külü gibi gelsin eşrefi mahlûk sizlere

Gözleri kör sürüngenler gibi.

Asın , kesin , celladı olun gülün.

Düşünmeyin 33 kurşunu

Akşamın erken ineceğini de mahpushaneye.

Siz sadece vurun.

Polisi vurun

Vatan bekçisi askeri vurun.

İnsan bulamadığınız gün hayvanları vurun.

Yeter ki kan aksın oluk oluk 

Ormanlar su yerine kanla sulansın.

Katın ordularınıza bıyıkları yeni terlemiş Nazifleri

Ayşe, Fatma ve Gülbaharları.

Karanfil sokak

Eflatun sokak

Ve asi Fıratlılarla alabildiğince dövüşün.

Sakın ola çıkarmadan durmayasınız göz bebeklerini size karşı duramayanların.

Bakmayın saksıda boy verdiğine çiçeğin

Kökü altın  saksıdadır onun, onu da vurun.

Şafaklarda balığa çıkanları da vurun.

Çoluk çocuğunun rızkı için ekmeğini kazanmak için dağa çıkanı da!

Türkü okuyanları unutmayasınız

Amana  geleni

Şiirler yazını da vurun…

Bakışlarında birşeyler anlatmaya çalışanları unutmayasınız haaaaa.

Onlara da sıkın kurşunlarınızı.

Hasret kaldım sevdiğime kıymayın bana diyeni de.

Unutmayın, siz vurmasanız günü geldiğinde onlar vuracak sizi.

Oruç ağız vurmak daha sevaptır

Üzerine iki rekat şükür Namazı kılmayı da unutmayın

Vurduktan sonra GAVUR-U!!!

Saygı ve sevgilerimle, insan kanından beslenmeyen herkes

 

Whatsapp Hattı >>
Yardıma mı ihtiyacınız var?
BİZİM MEYDAN | Canlı Destek
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabiliriz?