Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Gürsel Erol Elazığ’dan yayın yapan Kanal 23 televizyonunda katıldığı programda çarpıcı sözler sarf etti. Erol; “45-50 delege için gelecek ile planlarımı riske atamam” diyerek partiyi kendi geleceği için şekillendirme girişimini itiraf etti.

16 Kasım 2020 tarihinde Elazığ il başkanı Zeki Kaplan görevden alındıktan sonra aşamalı bir şekilde eski yöneticiler ve muhtemel il başkan adayları hakkında uyduruktan suçlar üreterek disiplin kuruluna sefk edip seçime katılmasının önüne geçme hamleleri tutmayınca “usulsüz bir şekilde” görevinin başında olan disiplin kurulu hakkında yine usulsüz tutanaklar tutularak disiplin kurulunun fesihi sağlanıp yerine partide yüzkızartıcı disiplin suçu işlemiş bir kişinin başkanlığında kendilerine biat eden bir disiplin kurulu oluşturulmuştu.

GÜRSEL EROL’A BİAT EDEN KURUL

Gürsel Erol kendisine biat eden disiplin kuruluna verdiği talimat ile kendi göstereceği adaya oy vermeyecek hangi delege olusra tespiti için verdiği talimat ile delegeler ayıklandı. İlçe başkanı başta olmak üzere herkes Gürsel Erol’un talimatı üzerine insan avına çıktı.

Gürsel Erol 23.08.2021 tarihinde disiplin kurulunu toplayarak kendisinin tek tek isimlerini okuyarak disiplin kurulunun karar defterine yazdırıp bunların tüzüğün 68. maddesinin değişik fıkraları tarif edilerek geçici ihraçlarına karar verirken, disiplin kurulu üyeleri bu olaya sadece seyirci olarak katılıyordu.

Bir milletvekili partiyi böylesine kendisine göre şekillendiriyor, bundan genel merkezin de haberi olduğu halde kimsenin sesi çıkmıyor ise Atatürk’ün partisi diyebilir miyiz?

Bir milletvekili tv. programında 45-50 delege benim geleceğe yönelik planlarıma engel olamaz, buna müsade etmem demesi faşizan bir anlayış değilmidir? Delegenin iradesine ipotek koyulur mu?

Gürsel Erol kendisinin millet ittifakı hükümetinde bakan olacağını açıklayarak partiyi kendisine göre şekillendiriyor ise yarın bakan olunca da Türkiye’yi de kendisine göre şekillendirmez mi?

GENEL MERKEZ SUSUYOR

Elazığ’da hergün bunlar olurken Genel Merkez mütemadiyen bilgilendirildiği halde hiç bir genel başkan yardımcısı bu hukuksuz gidişata ses çıkarmıyor ise, yandı keten helva. Bu kadro iktidar olursa Erdoğan’ın dedesine rahmet okutacak, Başkanlık sistemini bir adım ötesine geçilecek gibi. Kendi partisi ve kendi mücadele arkadaşlarına bunları reva görenler ülkeye neler yapmaz ki?

Kendi siyasi kariyeri için partide kendisini desteklemeyeceğini düşünenlerin tasfiyesini istiyen bir milletvekili CHP içinde hala söz sahibi ise iktidar partisine bizlerin tek eleştiri hakkı olamaz. Hak Hukuk Adalet diyerek 450 km.lik yol demek ki boşu boşuna yürünmüş. Kaldı ki o yolu Kılıçdaroğlu ile birlikte yürüyenler bugün milletvekili tarafından saf dışı bırakılıyor, Kılıçdaroğlu ise suskun kalarak tüm bu hukusuzluğu kabul ediyor.

Demokrasi ve faşizmin arasında sadece ince bir çizgi vardır. O çizgi Adalettir! Ya adil olacaksın, ya zalim. Adil olur Adaleti uygularsan Demokrasi olur. ZAlim olur zulmedersen Faşizm gelir…

Whatsapp Hattı >>
Yardıma mı ihtiyacınız var?
BİZİM MEYDAN | Canlı Destek
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabiliriz?